BDP’lilerden Kürtçe Ezan’a Sert Tepki
Bdp liler Cuma Namazı kılıp, Kürte ezan iddiasına tepki gösterdi

Şanlıurfa’da, Bdp’liler sivil itaatsizlik eylemi kapsamında, bir parkta cuma namazını kıldı. Geçen hafta ezanın Kürtçe okunduğu iddialarının gündeme geldiği Şanlıurfa’da, cuma namazı bitiminde Bdp İl Başkan Vekili Müslüm Kaplan, “AKP’nin güvenlik güçleri her hafta namazlarımızı kamera ile kaydediyor. Gitsin, o kayıtlara baksınlar. Kürtçe ezan okunmadığını görecekler” dedi.
Her hafta cuma namazının Bdp il binası önündeki boş alanda kılındığı kentte, bu kez sayıları 100′ü bulan kalabalık, daha serin olacağı gerekçesiyle namaz için Akabe Mahallesi’ndeki bir parkı tercih etti. Öğle saatlerinde parkta toplanan kalabalık, ezanın okunmasının ardından yanlarında getirdikleri halı, kilim ve seccadeleri çimlerin üzerine sererek oturdu.
Mehmet Kılıç’ın Arapça ezan okumasının ardından kalabalık Mehmet Çiçek’in fahri imamlığında cuma namazını kıldı. Duaların okunması ile son bulan cuma namazının ardından Kürtçe ezan tartışmaları ile ilgili gündeme gelen Bdp İl Başkan Vekili Müslüm Kaplan, bu cuma namazlarının halka açık şekilde kılındığını söyledi.
Ne kent merkezi, ne de ilçelerde kılınan cuma namazlarında Kürtçe ezan okunmadığını söyleyen Kaplan, “Ezanın Arapça dışında hiçbir dilde okunmayacağını çok iyi biliyoruz. Ancak bu yalan ve iftira haberlerinden yola çıkan Başbakanın ‘çamur at izi kalsın’ şeklindeki siyasi yaklaşımı asla kabul edilecek bir durum değildir.
AKP’nin güvenlik güçleri burada bütün sivil cuma namazlarımızı kameralarıyla çekiyorlar. Gitsinler onların kayıtlarına baksınlar. O kayıtlarda ezanın Kürtçe veya Arapça okunduğu net bir şekilde görülecektir. AKP kendi güvenlik güçlerinde o kayıtların tamamına ulaşabilir. Böyle bir şeyin olmadığını tekrar vurguluyoruz. Biz bu kirli Oyunlarına asla gelmeyeceğiz. Cuma namazımızda sadece Kürtçe hutbe okundu. Bu İslam dinine aykırı bir durum değildir. Biz ibadetlerimizi İslam dinine uygun şekilde gerçekleştiriyoruz” dedi.
Kalabalık, Bdp’li Kaplan’ın açıklamasının ardından parktan ayrıldı.
Suruç’TA Bdp’LİLER ÇADIRDA NAMAZ KILDI
Cuma namazında Kürtçe ezan okunduğu iddia edilen Şanlıurfa’nın Suruç İlçesi’nde de 300 kadar Bdp’li, Dikili Mahallesi’nde bulunan çözüm çadırında bir araya gelip namaz kıldı. Ezanın Arapça okunduğu sivil cuma namazında kalabalığa imamlık yapan Abdurrahman Karsak, Kürtçe vaaz verdi. Geçen hafta kılınan namazda da iddia edildiği gibi ezanın Kürtçe okunmadığını söyleyen Karsak, “Herkesin gördüğü gibi biz ezanı Arapça okuyoruz. Halkımızda bunu bilmektedir. Fakat AKP medyası, olayı çarpıtarak din üzerinden siyaset yapıyor” dedi. Kalabalık, namazın ardından olaysız dağıldı.
Kılıçdaroğlu’nun Artvin Hopa konuşmasıBaşbakan Erdoğan’ın konvoyunun taşlandığı, emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun hayatını kaybettiği, Başbakanlık koruma polisinin otobüsten düşerek yaralanmasıyla tansiyonun yükseldiği Hopa’da halka seslenen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Hopa’dan eşkiya çıkmaz, Hopa’dan çıkarsa yurtsever insan çıkar’ dedi.
Başbakan Erdoğan’ın konvoyunun taşlandığı, emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun hayatını kaybettiği, Başbakanlık koruma polisinin otobüsten düşerek yaralanmasıyla tansiyonun yükseldiği Hopa’da halka seslenen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Hopa’dan eşkiya çıkmaz, Hopa’dan çıkarsa yurtsever insan çıkar’ dedi.
Miting alanında asılan dev Metin Lokumcu pankartı ise dikkat çekiciydi. CHP lideri, Lokumcu’nun ölmeden önce polislere sarf ettiği sözlerin yer aldığı afiş altında konuşmasını gerçekleştirdi.
Kılıçdaroğlu’nun Hopa’daki eşkıya tepkisi
İşte CHP liderinin miting alanındaki o sözleri
İsmini ağzıma almak istemiyorum diyor. Sen Başbakansın.. Bu ülkede barışı sağlamakla yükümlüsün. Ne demek eşkiya Hopa’ya inmiş. Güzel insanlar burada. Bir Başbakan kendi halkına eşkiya yakıştırması yapabilir mi? Eğer eşkiya arıyorsa, ananı da al git diyen adama bakması lazım. Eşkiya arıyorsa 14 yaşındaki çocuğun boğazını sıkan adama baksın.
EŞKİYA ÇIKMAZ YURTSEVER ÇIKAR
Buradan eşkiya çıkmaz, buradan çıkarsa yurtsever çıkar.. Geçen dönem Ak Parti’ye oy veren kardeşlerim artık halkın partisine gelsin..
Erdoğan’ın rahatsızım dediği site Antalya’da çıktı
Başbakan “Şu an Antalya’da bir site var, ‘Laik olmayanlar giremez’ diyor. Bundan rahatsızım” dedi.
BAŞBAKAN KRAL FM’E ÇIKTI
Kral FM’de konuşan Başbakan Erdoğan, “Bazı vatandaşlar arasında ‘tamam çok iyi çalışıyorlar ama bunların bir zihniyeti var Türkiye’yi geriye doğru götürecekler. Yaşam biçimimize karışacaklar, rahat içki içemeyeceğiz, mini etekle dolaşamayacağız’ gibi kaygılar var” sözleri üzerine değerlendirmeyi yaptı: “8,5 yıldır iktidardayız… Sizin bu söyledikleriniz bu ülkede on yıllardır söylenen şeylerdir. Artık pes, yetti. Bu irtica kampanyalarını yürütenler, bu ülkede yeni değil. Bu ta İttihat Terakki’nin ürünüdür. Bu CHP zihniyetinin ürünüdür… Kendi il başkanını belediye başkanı, vali yapan bir anlayışla bu ülkede halka zulmetmişlerdir. Bunlar Türk lirasının üzerinden Atatürk’ün resmini kaldırmışlardır, oraya İnönü’nün resmini koymuşlardır, işte bunu diyen zihniyet bu… Biz neysek oyuz… 8,5 yıldır bu ülkeyi yönetiyoruz, kimin içkisine karıştık, kimin yaşam biçimine karıştık? Böyle bir şey duydunuz mu, gördünüz mü? Herkes istediği gibi yiyor, istediği gibi geziyor, istediği gibi içiyor. Ama biz bunlara diyoruz ki, ‘Siz de bize karışmayın, bırakın ben de ailemle inandığım gibi yaşayayım. Bu ülkede bölücülük yapmayalım, bundan rahatsız olmayalım’.
ANTALYA’DA BİR SİTE VAR..
Ama şu anda bu ülkede başörtülü olduğu için gittiği herhangi bir restoranda, bunlar istisna şeyler ama kendilerine hizmet verilmeyen yerler var. Bu tür restoranlar var. Çok daha enteresan, şu anda Antalya’da bir site, ‘Buraya laik olmayanlar giremez’ diyor. Bunlar var… Bunlardan rahatsızım, bunları duymak istemiyorum, bunları yaşamak istemiyorum.”
O TABELA DEĞİŞTİ
Erdoğan’ın gündeme getirdiği site Antalya Lara’daki Feyziefe Sitesi. Geçen Ekim’de girişindeki, Türk bayrağı ve Atatürk resmi bulunan tabelada, ‘Atatürkçü, laik, demokratik insanların yaşadığı sitedir’ yazısıyla gündeme gelmişti. Yaklaşık 300 kişinin yaşadığı sitenin her 3 blokunun da girişinde profesyonel site yönetimi tarafından asılmış, ‘Çağdaş sitemizde çağdaş bir yaşam için kurallar’ yazılı bir pano bulunuyordu. Panoda yazılan kuralların birinci maddesi ‘Laik- Demokratik- Atatürkçü düşünceye sahip olmak’, ikincisi ise ‘Çağdaş bir sitede yaşamaya hazır komşuluk ilişkilerine vakıf olmak’ olarak sıralanıyordu. Geçen yıl yapılan haberlerden sonra gelen tepkiler üzerine bu yazılar kaldırıldı.
Erdogan : Diyarbakır’ın adının Amed olması neyi değiştirir
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ATV’de katıldığı canlı yayında gazetecilerin sorulara cevap verdi.
BDP cephesinin özerlik konusundaki söylemlerinin üzerine Başbakan Erdoğan şunları söyledi:
İSİMLER ÜZERİNDE KONUŞMAK OLDUKÇA ANLAMSIZ
‘Kürt kardeşlerimizin böyle bir isteği yok. Bu BDP’nin nemalanmak için yaptığı bir oyundur. Ahmet Türk aşiret reisidir. Öncelikle bu konulara çözüm bulsunlar. Kimlik siyasetini güderek bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Diyarbakır’ın adının Amed olması neyi değiştirir? İsimler üzerinden konuşmak oldukça anlamsız’ dedi.
Diyarbakır Başsavcısı: “En iyi tanım Kürt Sorunu”
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Durdu Kavak, Habertürk Gündem Özel’de Yasemin Güneri’nin konuğu oldu. Savcı Kavak program boyunca gündemdeki konular hakkında samimi açıklamalarda bulundu.
Yasemin Güneri’nin sorusu üzerine “Sorunu adlandırmak için en iyi ifadenin ‘Kürt Sorunu’ olduğunu düşünüyorum” diyen savcı Kavak, anadilde eğitimin de sorununun çözümüne katkı sağlayacağını söyledi. Durdu Kavak, kamuoyunda çokca tartışılan ‘Habur sınır kapısından geçen ve orada yargılanan PKK’lılar’ konusunda da kamuoyuyla önemli bilgiler paylaştı.
KISA SÜRE ÖNCEKİ KÜRTÇE ÇIKIŞI
“Üniversitedeki organizasyonda koro Kürtçe, Zazaca parçalar söylerken gözümün önüne 5 yıl öncesi geldi. Daha sonra plaket töreni sırasında da bu duygularımı paylaştım. Sahnede ‘bu program 5 yıl önce olsaydı ben buradaki herkesi yargılardım ama şimdi sizle beraber söyleyorum’ dedim.”
DEMOKRATİK AÇILIM
“Yasaların değişmesinin de Demokratik Açılım’ın da etkisi var. Çünkü açılım bölgede olumlu bir hava yarattı. Bölge insanında sorunlarla daha samimi şekilde ilgilenildiği ve çözmek için mücadele edildiği anlayışı hakim oldu. Ben ilk geldiğimde belediyeden gelen Kürtçe davetiyelere bile soruşturma açardık. Aslında sadece bir davatiye.hatta bu yüzden görevden alınanlar, işinden olanlar oldu. Bende zaman zaman Kürtçe müzik dinliyorum. Arabamda kaset var, zaman zaman radyodan dinliyorum.”
DİYARBAKIR CUMHURİYET SAVCISI: “EN İYİ İFADE KÜRT SORUNU”
“Ben en iyi ifadenin Kürt sorunu oduğunu düşünüyorum. Bu sorun kendi içinde dört beş kısma ayrılıyor. Bunlardan biri terör sorunu. Bu sorun bölgeye, hem Türklere hem Kürtlere ciddi acılar yaşattı. Sorunun bir ayağı bu. Bir diğer ayağı Kürtçülük ayağı. Bununla daha yeni tanıyor insanımız. Şiddeti önermeyen ama çeşitli istekleri olan insanlarımız var. Bir de tüm bunların dışında Kürt sorununu sömürenler var.”
“ANADİLDE EĞİTİM KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNE KATKI SAĞLAR”
“Anadilde eğitim Kürt sorunun çözümüne katkı sağlar. Bölücü unsurların elinden bu malzemeyi almak adına cesurca bu adımı atabiliriz. Bölgedeki birçok insan bu hakkI versek bile çocuğuna Kürtçe eğitim aldırmayacaktır. Çünkü Kürtçe uluslararası bir dil değil. Tabii ben yanılabilirim. Kürt vatandaşlarımız yollamak isteyebilirler cocuklarını. Bunda da bir sorun yok.
HABUR’DAN GİRİŞLER
Sürecin başladığı gün Kuzey Irak’tan bir grup geleceği söylendi. Bize söylenen Habur’dan o grubun buraya getirilmesi, ifadelerin alınmasıydı. Ancak güvenlik sorunu nedeniyle Silopi’ye gidilip orada ifade alınması gerektiğine karar verildi.
Bize gelen bilgilere göre bölgede 70-80 bin kişi toplanmıştı. Dolayısıyla yollar kapalıydı. Biz deseydik ki ‘Silopi de yapalım bu işi’ o zaman güvenlik sorunu olacaktı.
Hiçbir eyleme karışmamış insanlar, gelip kendiliğinden teslim olduğunda “pişmanım” deme şartı yoktur. Ancak örgüt elemanı güvenlik güçleri tarafından yakalanmışsa, eyleme karışmışsa “pişmanım” deme şartı var.
Oraya giden savcılar 9 taneydi. Bu arkadaşlar en seri, en iyi şekilde yapacak arkadaşlarımızdan seçtik.Özel bir seçim yoktu. Hakim buradan gitmedi, hakim Silopi hakimiydi. Böylece Habur’daki hazırlanan alanda biz işlemleri gerçekleştirdik.
DİYARBAKIR CEZAEVİ
Diyarbakır Cezaevi’nin bulunduğu konuma bakarsak Bağlar semtinin ortasında kalmış. O yüzden bizde konumu nedeniyle de rahatsısız. Sıradan bir vatandaş olarak söylemem gerekirse yeni kuşakların Türkiye’nin geçirdiği demokrasi sürecini bilmediğini düşünüyorum. Bu yüzden müze olması, genç kuşaklara demokrasi deneyiminin aktarılması doğru. Ancak bu müze isteğini örgüt tandanslı kişilerin dile getirmesi ve Bağlar semtinde okul ihtiyacının da olması sebebiyle ben okul olması kanaatindeyim.
DİYARBAKIR CEZAEVİ 12 EYLÜL DÖNEMİ İŞKENCE DAVASI
Milli Savunma Bakanlığı’na yazdığımız yazı önemliydi bizim için. Gelen yazıda askeri personel isim listesi olacaktı. Bu nedenle gelen yazıyı önemsiyorduk. Gelen isim listesi 22 kişiden oluşuyordu ve 3 tanesi muvazzaftı. İbrahim Şahin’den şikayetçi olan 2 kişi var.
FAİLİ MEÇHUL SORUŞTURMASI
Faili meçhul konusu bizim titizlikle soruşturduğumuz bir konu. Ancak bu konuların kendine özgü zorlukları var. Eski bir dönem olduğu için delile ulaşmakta zorlanıyoruz. Bu yüzden elimizdeki en önemli kanıt o zorluklukları yaşamış vatandaşlarımız. Bu vatandaşlarımızın bize gelip bilgi vermesi gerek. Ancak bölge halkı bu konuda bize destek vermiyor. Benimde bu, bölge halkından bir şikayetim olsun.
ERGENEKON VE FAİLİ MEÇHULLER BAĞLANTISI
Ergenekon’la faili meçhuller arasında bağlantı yok diyemem ama var da diyemem. Soruşturma devam ediyor. Çalışmalarımız sürüyor.
KCK DAVASI
KCK dediğimiz şey federal kürdistan devleti demektir. Bu nendele bunu PKK’dan ayrı düşünemeyiz. İmralı’daki zattan ayrı düşünemeyiz. Siyasi dava olduğu eleştirilerini kabul etmiyorum. Bazı sanıklar siyasi diye dava siyasi olmaz.
Kandil’den gelen talimatları şehirlerde gerçekleştiriyorlar. Talimatlar Kandil’den geliyor. PKK ve KCK’yı ayrı tutmamız düşünülemez.
Bahçeli’den Erdoğan’a Öcalan cevabı!
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a seslsnerek, “9 yıldan beri oradasın. İmralı canisiyle anlaşacağın yerde İmralı’ya gidip niye asamıyorsun?” dedi.
Mersin’de halka hitap eden Bahçeli, “AKP’nin gitme vakti gelmiştir ve gitmelidir. AKP’nin üçüncü dönemi ülkemiz için bir karanlık dönem olur, bir felakete sürükleniş olur. Yeni Türkiye, yeni anayasa safsatası ile bölünen bir Türkiye ile karşı karşıya kalabiliriz. Onun için AKP’nin birçok konuda milletimizi aydınlatması lazım.” dedi.
“ŞEREF MESELESİNDE SINIFTA KALDI”
Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Her konuda iftira yapıyor, yalan söylüyor. Kalkmış şimdi AKP’nin yeni anayasası ile İmralı canisine ev hapsi ve ileride de genel affı gizli gündem olarak tutanlar bunun açığa çıkması ile hemen panik yaşıyor; ama birilerinin söylediğine değil, MHP’nin sorusuna cevap vermekten kaçınarak işi yine şeref ve şerefsizlikle ilişkilendiriyor. Geçen defalarda da ‘Siz bunlarla görüşüyorsunuz, bunlarla müzakere içinde değil mütareke içindesiniz ve bunların ne dediğini yapacak duruma geldiniz’ dediğimizde ‘Kim görüşüyor diyorsa onlar şerefsizdir’ demişti. Sonradan görüştüğünü kendi açıkladı, şerefe meselesinde sınıfta kaldı. Şimdi de bu ev hapsi meselesini soruyoruz kendisine, ‘Böyle bir şey yok, ispatlamazsınız şerefsizsiniz’ diyor; ama aynı gün bir başka gazetede bir bağımsız aday ev hapsinden caninin kurtulacağını ifade ediyor, onlara bir şey söylemiyor.”
“BAŞBAKAN UTANMAN LAZIM”
Bahçeli, şunları söyledi: “Kalkıyor MHP’yi dün akşam bir televizyonda yine yalan konuşarak milletimizin aklını çelmeye çalışıyor. ‘İktidardaydınız, niye asamadınız?’ diyor. Şimdi Sayın Başbakan biraz utanman lazım.
MHP olarak 7 Haziran 2002′de dönemin cumhurbaşkanlığında bir liderler zirvesi yapıldığı zaman onların hepsi hem cumhurbaşkanlığı tutanağında var hem de AKP’nin kendi internet sitesinde o dönemdeki konuşmalardan herhalde bir kırıntı olacaktır. Bunları okumadan, hatırlamadan yine bildiğin yalanlarla MHP’yi karalamaya çalışıyorsun. Şimdi soruyorum tekrar, 7 Haziran’da dönemin cumhurbaşkanının huzurunda liderlerle yapılan toplantıda idam cezasına nasıl yaklaştığını ve idam cezasının kaldırılmasından yana hangi görüşü savunduğunu söyleyebilir misin?”
“NİYE ASMIYORSUN?”
Bahçeli, “Şimdi kalkmış ‘O dönemde ben olsaydım aradım. Asamamış olsaydım koalisyondan ayrılırdım’ diyor. Peki, bunları söylerken 9 yıldan beri oradasın. İmralı canisiyle anlaşacağın yerde İmralı’ya gidip niye asamıyorsun?” diyerek, şöyle konuştu:
“Artık ülkenin bu polemiklerle, bu tartışmalarla hiçbir siyasi partinin ayıbını örtmeye gerek yok. Her şey açık. Sayın Başbakan ülkeyi yönetemiyorsun. Ülkeyi, kaosa, kargaşaya, kutuplaşmaya, kamplaşmaya ve krize, kavgaya sürükledin. Şimdi ise Türkiye’yi toparlayamıyorsun. Herkes atı alan Üsküdar’a gitmiş gibi siyasallaşma süreci hızlanmış ve kime ne söz vermişsen, kimin ne senaryosundan baş aktörlüğe soyunmuşsan şimdi onu yapmaya mahkum ve mecbur kalmışsın. Bunu kendini suçlayacağın yerde MHP’yi suçlamanın bir anlamı yoktur. MHP’ye ne kadar iftira yapsan, suçlasan bu aziz MHP’yi çok iyi tanımaktadır.”
CHA






