İsmail Dümbüllü Hayatı, Biyografisi, Kimdir

22 Temmuz 2011 Yazan admin  
Kategori Biyografi

İsmail Dümbüllü, silahşör Zeynel Abidin Efendi ve Fatma Azize Hanım’ın oğulları olarak, 1897 yılında İstanbul Kanatlarımın Altında Üsküdar’da doğdu.

Üsküdar İttihat-ı Terakki Mektebi’ni bitirdikten sonra askeri ortaokuluna başladı. Tiyatro merakı yüzünden askeri ortaokulunun üçüncü sınıfından ayrıldı.

Önceleri amatör olarak Karagöz Hüseyin’in sahnesinde oynayan Dümbüllü, sonraları, profesyonel olarak, Kel Hasan’ın tiyatrolarında sahneye çıktı.

30 yaşına kadar Kel Hasan’ın yanında çalıştı. Bu dönemde tuluat (önceden hazırlanmadan, sahnede akla geliveren sözlerle oynanan oyun) geleneğini öğrendi.

Kavuklu Hamdi, Naşid, Abdi, Küçük İsmail, Abdürrezak gibi dönemin ünlü ortaoyuncularıyla çalıştı.

Geleneksel kavuğu Kel Hasan’dan aldı. Kendiside, ölmeden bu kavuğu Münir Özkul’a devretti. 1989 yılında da ortaoyuncular kavuğu Ferhan Şensoy’a devroldu.

Dümbüllü, Tevfik İnce ile birlikte kendi topluluğunu kurarak 1928 yılında perdesini Direklerarası’ndaki Hilal Tiyatrosu’nda açtı. 1933’den sonra Anadolu turnelerine çıktı.

Dönemin tiyatro anlayışı ve beğenisi giderek değişmesine rağmen Naşid’in ölümünden sonra geleneksek tiyatronun en ünlü adı oldu ve ortaoyunu geleneğini tek başına sürdürdü.

Bu dönemde Ayşem, Cebe Gitti, Bülbül gibi operetlerde de oynadı.

II.Dünya Savaşı yıllarından sonra özgün ses tonu, saf görünüşü ve sevimli mimikleriyle 1947’de itibaren sinemada da görünmeye başladı. Memiş(1947), Dümbüllü Macera Peşinde(1948) ve Keloğlan (1948) filmlerinde başrol oynadı.

Harman sonu(1950), İncili Çavuş(1952), Ne Sihirdir Ne Keramet(1951), Sihirli define(1951) adlı filmlerde ününü pekiştirdi. Ancak bir çok eleştirmene göre, çok seyirci toplamasına karşın, filmlerdeki Dümbüllü, tiyatrocu Dümbüllü kadar başarılı olamamıştı.

Kel Hasan’dan ortaoyunu konusunda öğrendiklerini kendi kişiliğiyle birleştirerek oluşturduğu “Dümbüllü Tarzı”nı hem sahnede hem de perde de sergilemeyi sürdürdü.

1953’de Kırk Gün Kırk Gece, 1954’de Mihrimah Sultan, 1956’da Dümbüllü Tarzangibi filmlerde oynadı. 1968’de jübile yaparak tiyatroyu bıraktı.Ama sanattan kopmayarak zaman zaman sahneye çıkmayı ve radyo oyunlarında yer almayı sürdürdü.

5 Kasım1973’de İstanbul Kanatlarımın Altında’da öldü. Kabri, Üsküdar’da Karacaahmet Mezarlığı’ndadır.

Diğer filmleri: Kılıbıklar (1947), Harman Sonu Dönüşü(1950), Vur Patlasın Çal Oynasın(1952), Yıldızlar Revüsü(1952), Bayram Gecesi(1954), Fındıkçı Gelin(1954), Şeytan Mayası(1959), Gol Kralı Cafer(1962), Ekmek Parası(1962), Temem Bilakis(1963), Soytarı (1965), Nasreddin Hoca(1971).

İsmail Hakkı Tonguç Hayatı, Biyografisi, Kimdir

22 Temmuz 2011 Yazan admin  
Kategori Biyografi

İsmail Hakkı Tonguç, 1893 yılında Bulgaristan’nın Silistre şehrine bağlı bugünkü adı Sokol olan Tatar Atmaca Köyü’nde doğdu. Babası Kırım göçmenlerinden Hacı Velioğlu İdris, annesi ise Dobrucalı bir Türk olan Vesile Hanım’dı. Biri kız 8 kardeşin en büyüğü olan İsmail Hakkı Tonguç, eğitim hayatına kendi köyünde başladı ve 4 yıllık ilkokulu bitirdikten sonra Silistre’de rüştüye’ye devam etti.

Köyünde bir süre tarım ile uğraştıktan sonra 1914 yılında İstanbul’a giderek eğitimine devam etti. Ardından Maarif Nazırı Şükrü Bey’in yardımlarıyla parasız yatılı olarak Kastomonu Öğretmen Okulu’na gönderildi. Bu esnada Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı’na girmesi sebebiyle zorlu bir eğitim hayatı yaşamaktaydı. 5 Mayıs 1916′da İstanbul Öğretmen Okulu’na geçiş yaptı ve buradan mezun oldu.

1981 yılında açılan bir sınavı kazanara Almanya’ya öğrenime gönderildi. 1 Ekim 1918 ile 27 Nisan 1919 tarihleri arasında Karlsruhe-Ettlingen’deki Öğretmen Okulu’nda Türk öğrenciler için düzenlenen özel eğitim programına katıldı. I. Dünya Savaşı’nın bitmesi ile Almaya’daki diğer Türk öğrenciler ile yurda döndü.

İsmail Hakkı Tonguç, İstanbul’a geldikten kısa bir süre sonra Eskişehir Öğretmen Okulu Resim-Elişi ve Beden Eğitimi Öğretmenliği’ne atandı. 1921 yılının Haziran ayında Eskişehir’in Yunanlılarca işgal edilmesi üzerine Ankara’ya gitti. Ülkenin işgal altında olmasından dolayı tekrara Almanya’ya dönerek Kalsruhe’de Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda grafik, tahta işleri ve illüstrasyon eğitiminin yanı sıra Ettlingen Beden Eğitimi Enstitüsü’nde beden eğitimi derslerine devam etti.

1922 yılında eğitimini tamamladıktan sonra Konya Öğretmen Okulu ve Konya Lisesi’ne eğitmen olarak atandı. Bie süre Ankara, Adana ve Konya’da öğretmenlik yaptıktan sonra Almanya, İngiltere ve Fransa’da mesleki incelemeler yapmak üzere seminerlere katıldı.

1925 yılında Ankara’da Muallim Mektebi’ne atandıktan sonra 11 Mart 1926′da Maarif Vekaleti Levazım ve Alatı Dersiye Müzesi Müdürlüğü’ne getirildi. Merkezdeki yöneticilerden biri konumuna gelen İsmail Hakkı Tonguç, 10 Temmuz 1926′dan 26 Ağustos 1926′ya kadar İlköğretim müfettişleri ve ilkokul öğretmenleri için Ankara’da açılan “İş ilkesine dayalı öğrenim kursu” başlatarak yabancı eğitimciler ile birlikte Köy Enstitüleri projesinin temelini attı.

1927 yılında Nafia Kamil ile evlenen Tonguç bu evlilikten Engin ve Yalım adında iki çocuk sahibi olmuştur.

1929-1933 yılları arasında Gazi eğitim Enstitüsü’nde etkin görevlerde çalışarak hem öğretmenlik hem de daha sonra kurumun müdürlüğünü yaptı. 1935 yılında Köy Enstitüleri’nin kurmasını sağlayacak İlköğretim Genel Müdürlüğü’ne getirildi. Dönemin kültür bakanı Saffet Arıkan ile birlikte hazırladığı raporla Köy Enstitüleri programını hazırladı.

Ertesi yıl Kayseri, Çorum ve Yozgat’a giderek buralarda eğitmen kurslarıyla ilgili çalışmalar yaptı ve 1936′da Köy Enstitüleri’nin ilki sayılan Eğitmen Kursu’nu Eskişehir’e bağlı Mahmudiye’de açtı. 1937 yılında Köy Eğitmenleri yasası çıktıktan sonra İzmir’de ve Eskişehir Çifteler’de ilk köy öğretmen okulları açıldı. Yurtdışında yaptığı incelemeler neticesinde kurum geliştirildi ve Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanı olmasıyla çalışmaları hız kazandı.

17 Nisan 1940′da Köy Enstitüleri Kanunu çıktıktan sonra açılan kurumlar ile bizzat ilgilendi. 1946 yılında Köy Enstitüleri hakkında açılan davalar sebebiyle görevinden alındı ve Talim Terbiye Kurulu üyeliğine getirildi. Dönemin cumhurbaşkanı İsmet İnönü çalışmalarından dolayı kendisini taktir etse de ülkenin çeşitli yerlerine sürgün olarak gönderilmesine engel olamadı. Tüm bu olanalar neticesinde 1954 yılında kendi isteği ile emekli oldu.

Hayatının geri kalan yıllarında Avrupa’daki eğitim sistemini incelemekle geçirdi ve 27 Mayıs Devrimi’nden sonra hazırlanan yeni Anayasa için eğitimle ilgili madde taslakları hazırladı. Bir süredir Almanya’da hastalığı içi tedavi görmekte olan İsmail Hakkı Tonguç, 24 Haziran 1960′da Ankara’da vefat etti, cenazesi Ankara Cebeci Gömütlüğü’ne defnedildi.

İsmet İnönü Hayatı, Biyografisi, Kimdir

22 Temmuz 2011 Yazan admin  
Kategori Biyografi

İsmet İnönü, 1884 yılında İzmir’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Sivas’ta tamamladı. Bir yıl Sivas’ta Mülkiye İdadisi’nde okuduktan sonra, 1897 yılında İstanbul’daki Mühendishane İdadisi’ne gitti. 1901′de Mühendishane-i Berri-i Hümayun’a (topçu okulu) giren İsmet İnönü, bu okulu 1903′te topçu teğmeni olarak bitirdi. 1906′da Erkân-ı Harbiye Mektebi’ni birincilikle bitirerek kurmay yüzbaşı rütbesiyle Edirne’deki 2. Ordu’nun 8. Alay’ında bölük komutanlığına atandı.

1908′de kolağası oldu ve 31 Mart Olayı (13 Nisan 1909) olarak bilinen ayaklanmayı Selanik’ten gelerek bastıran Hareket Ordusu’nda görev aldı.

1910-1913 yılları arasında Yemen İsyanı’nın bastırılması harekâtına katıldı. Bu ve bundan önceki görevlerinde hudut problemleri ve asilerle yapılan anlaşmalarda başarılı hizmetleri ve mesleki özellikleriyle dikkati çekti. Birinci Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi’nde Kolordu Komutanı olarak Atatürk’le birlikte çalıştı ve yıllardır süren dostlukları ile devletin geleceği hakkında ortak fikirleri gelişti. Suriye Cephesi’nde savaştı; Milli Mücadele sırasında Atatürk’ün en yakın silâh arkadaşı olarak çalıştı.

23 Nisan 1920′de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Edirne milletvekili olarak katılan İsmet Bey, 3 Mayıs’ta İcra Vekilleri Heyeti’nde Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekili oldu.

Albay İsmet Bey, mebusluk ve bakanlık da uhdesinde kalarak Garp Cephesi Komutanlığı görevine getirildi. Kuruluş aşamasındaki düzenli ordu ile Çerkes Ethem ayaklanmasının ve iç isyanların bastırılmasında etkin rol oynadı. Ocak ve Nisan 1921′de I. ve II. İnönü savaşlarında Yunan ilerlemesini durdurdu.

İnönü zaferleri, Ulusal Ordu’ya güven duyulmasını sağladı, Ulusal Kurtuluş Hareketini yürütenlere moral ve güç verdi.

Birinci İnönü Savaşı sonunda tuğgeneral rütbesine yükseldi.

Sakarya Meydan Savaşı ve Büyük Taarruz’dan sonra kazanılan zafer üzerine Mudanya Ateşkes toplantısında Büyük Millet Meclisi’ni temsil etti. Lozan Barış Konferansı’na Dışişleri Bakanı ve Türk heyeti başkanı olarak katıldı.

Görüşmeler sırasında Ulusumuzun çıkarlarını titizlikle savunan ve koruyan İsmet İnönü, 24 Temmuz 1923′te Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının ve egemenliğinin tanınmasını sağlayan Lozan Antlaşması’nı imzaladı.

Cumhuriyetin ilânından sonra 1923-1924 yıllarında ilk hükûmette Başbakan olarak görev aldı, aynı zamanda Halk Fırkası Genel Başkan Vekilliği’ni üstlendi. 1934′te Soyadı Yasası çıktığında Atatürk’ün verdiği İnönü soyadını alan İsmet Paşa, Başbakanlık görevini 1924-1937 yılları arasında da sürdürdü.

İnönü, Atatürk devrimlerinin gerçekleştirilmesinde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin sağlam temeller üzerine oturtulmasında Atatürk’ün en yakın çalışma arkadaşıydı.

Atatürk’ün ölümünden sonra 1938 yılında, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye’nin ikinci Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Cumhurbaşkanlığı’nın yanı sıra CHP Genel Başkanlığı’na da getirildi. CHP’nin 26 Aralık 1938′de toplanan I. Olağanüstü Kurultay’ında partinin “değişmez genel başkan”ı seçildi. Ayrıca kendisine “Milli Şef” sıfatı verildi.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye’yi savaş felâketinin dışında tutmayı başardı. Savaştan sonra çok partili siyasi rejime geçilmesinde en büyük destek oldu.

1950 genel seçimlerinden sonra CHP iktidarı Demokrat Parti’ye bırakırken, İsmet İnönü de Cumhurbaşkanlığı’ndan ayrıldı ve 1960 yılına kadar Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı olarak siyasi yaşamını sürdürdü.

27 Mayıs harekâtından sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi ve 10 Kasım 1961 tarihinde Başbakanlığa atandı. 1965 yılında bu görevden ayrıldıktan sonra milletvekili olarak siyasi yaşamını sürdürdü. 1972′de Parti Genel Başkanlığı ve milletvekilliğinden istifa ederek, 25 Aralık 1973′de ölünceye kadar Anayasa gereğince Cumhuriyet Senatosu tabii üyeliği görevinde bulundu.

1916 yılında Mevhibe Hanım’la evlenen İsmet İnönü üç çocuk babasıydı.

25 Aralık 1973′te ölen İnönü 27 Aralık’ta devlet töreni ile Anıtkabir’de toprağa verildi.

Anılarının bir bölümünü Hatıralarım, Genç Subaylık Yılları, 1884-1918 (1968) adı altında toplamış, ayrıca çeşitli tarihlerdeki söylev ve demeçlerini içeren İsmet Paşa’nın Siyasi ve İçtimai Nutukları, 1920-1933 (1933), İnönü Diyor ki (1944), İnönü’nün Söylev ve Demeçleri I, 1920-1946 (1946) gibi kitapları yayımlanmıştır.

İzzettin Çalışlar Hayatı, Biyografisi, Kimdir

22 Temmuz 2011 Yazan admin  
Kategori Biyografi

1882 yılında Yanya’da doğdu. İstanbul’da Milli Savunma Bakanlığı Personel Dairesi emrinde çalışmayı reddederek Mudanya’da Milli Mücadele kuvvetlerine katıldığında (1 Temmuz 1920) yarbaydı. O tarihe kadar Üsküp’ten Anafartalar’a uzanan çeşitli yerlerde görev yaptı. Çalışlar, Milli Mücadele’yi yürüten kuvvetlerden 23. Tümen komutanlığına atandı, 20. Kolordu’nun da komutan vekilliğiyle görevlendirildi. Kütahya-Eskişehir, Birinci ve İkinci İnönü ve Sakarya Meydan Savaşları’nda tümen ve grup komutanı olarak bulundu. 1921′de albaylığa, 1922′de generalliğe yükseldi. 1926′da korgeneral oldu. Bu sırada 1. Ordu’ya komuta ediyordu ve bir ara İzmir valiliği ile Askerği Mahkeme üyeliği de ek görev olarak kendisine verilmişti.

Çalışlar, 1930′da orgeneralliğe yükseltildikten sonra ordu komutanı olarak 1939′a kadar görevini sürdürdü. Emekliye ayrıldıktan sonra Aydın (1939), Muğla (1940 ve 1943), Balıkesir (1943) milletvekili olarak Meclis’de bulundu.

1951 yılında İstanbul’da öldü.

İzzet Melih Devrim Hayatı, Biyografisi, Kimdir

22 Temmuz 2011 Yazan admin  
Kategori Biyografi

Babası, Kudüs defterdarı Hattatzade Mustafa Esat Bey (Mustafa Esat Bey, Kudüs’e gelmeden önce 1880’lerin ortalarında Girit defterdarıdır), annesi ise Girit’te arazi zengini Uzun Melek Bey’in (Uzun Melek Bey, Girit’in Hanya bölgesinde üç köy sahibi olduğu gibi, bütün Akdeniz ülkeleri içinde, Yemen kahvesinin tek bayiidir) kızı Saniye Hanım olan İzzet Melih, 1887′ de İstanbul’ da doğdu. (Dedesi, dönem şairlerinden Rıdvan Ağa’dır.)

İlkokulu Kudüs’te okuyan İzzet Melih, sonradan İstanbul’a Galatasaray Lisesine gönderildi. Galatasaray Lisesinden mezun oldu. Liseyi bitirince, hukuk öğrenimi için Paris’e gitti.

İzzet Melih, Paris dönüşünde Fransızların sahip olduğu Reji İdaresi’nde; Genel sekreterlik, genel müdür vekilliği ve direktörlük görevlerinde bulundu. Şirketin Genel Müdürü Mösyö Weil, İzzet Melih’in hem koruyucusu hem de örnek aldığı insan oldu.

İzzet Melih, Şişli’deki evinin karşısında oturan Saniye Hanımla tanıştı. Saniye hanım, iki küçük kızının babası olan yaşlı kocasını boşayarak İzzet Melihle evlendi. Birinci Dünya Savaşından sonra İzzet Melih, karısı Seniye Hanım’la Avrupa seyahatine çıktı. İtalya’da İspanyol gribine yakalanan Seniye Hanım, hastanede kendisine bakan doktorla ilişki kurdu ve orda kaldı. İzzet Melih, büyük bir düş kırıklığıyla İstanbul’a döndü ve yaşadığı kötü günlerin arkasından Şakir Paşa’nın kızı Fahrünnisa ile evlendi. Çiftin bu evlilikten iki çocukları dünyaya geldi: Nejat Melih Devrim ve tiyatro sanatçısı Şirin Devrim.

İzzet Melih tasarruflarını, New York Borsası’nda değerlendirdiği dönemde borsa çöktü. Fahrünnisa’nın İzzet Melih’in, küçük bir çocuk gibi kucağına kapanıp ağladığını söylediği bu dönemde, insanların kehanetlerini boşa çıkarmak için, danslı bir çay daveti planladılar. Hatta davetiyeleri şık giyinip, İtalyan şoför Manuel’in kullandığı Alfa Romeo arabalarıyla ahbaplarına kendileri dağıttılar (Daha sonraki günlerde ilk önce piyano, sonra da arabasını satmak zorunda kaldı). Bu tatsız dönemi geride bırakmak amacıyla, Park Otel’in karşısına düşen, Hayırlı Apartmanına taşındılar. 1933 yılında Fahrünnisa ile Fahrünnisa’nın, Irak Kralı I.Faysal’ın küçük kardeşi Zeyd ile olan ilişkisi nedeniyle ayrıldılar.

İzzet Melih, Cumhuriyetin kurulmasıyla başlayan reformlar sonucu, yabancıların sahip olduğu şirketler millileştirilmeye başlandığı dönemde, Osmanlı Tütün Şirketi yani Reji İdaresindeki işini kaybetti.

İstanbul Tramvay Şirketi idare meclisi üyeliği, Elektirik Şirketi yazıişleri müdürlüğü (1930-1938), Anadolu Ajansı müdürlüğü (1951) yaptı. Harp Akademisi’nde Fransızca öğretmenliğinde bulundu.

Fransız diliyle ilgili çalışmaları nedeniyle Paris Edebiyat Fakültesi tarafından edebiyat doktorluğu verilen (1938), Paris Yazarlar Birliği sürekli üyeliğine seçilen (1957) İzzet Melih, Paris’te Les Annales Politique et Litéraires dergisinin açtığı bir düzyazı yarışmasında ikincilik kazanınca (1905) dikkatleri çekmiş, Fecri Ati topluluğuna katıldıkdan sonra yazdığı romanlarında, duygusal aşkları konu almış, anlatım açısından da betimlemelerle yüklü, süslü bir dil benimsemiştir.

İzzet Melih, 1966′da İstanbul’da Alzheimer hastalığından vefat etti.

Jack Black Hayatı, Biyografisi, Kimdir

22 Temmuz 2011 Yazan admin  
Kategori Biyografi

Thomas Jacob Black ya da sahne adıyla Jack Black, 28 Ağustos 1969 tarihinde, Santa Monica, Kaliforniya, A.B.D.’de dünyaya geldi. Annesi Judith ve babası Thomas, Hubble Uzay Teleskopu’nun yapımında çalışmış olan başarılı uydu mühendisleriydi. Anne ve babasının henüz genç Jack 10 yaşındayken boşanmalarının üzerine Culver City, Kaliforniya’ya taşındı ve de burada babasıyla beraber yaşamaya başladı. Poseidon ve Crossroads adlı okullarda okuyan Black, liseyi bitirmesinin ardından Kaliforniya Üniversitesi’ne kayıt oldu, fakat oyunculuk kariyerine devam etmek için okununu yarıda bıraktı.

Oyunculuğa çok genç yaşlarda, T.V. için çekilen reklam filmleri ile başlayan Black, ilk olarak 1982 yılında, Activision adlı bilgisayar oyunları firmasının geliştirdiği Pitfall! adlı oyunun reklam çekimlerinde rol aldı. Jack Black’in oyunculuğu kariyer olarak seçmesi ise 1991 yılından sonra oldu. The Golden Palace ve Northern Exposure gibi prime time T.V. dizilerinde ve de Waterworld, The Cable Guy, Mars Attacks gibi pek çok sinema filminde ufak rollerde gözükmesinin ardından 2000 yılında vizyona giren ve de John Cusack’ın başrollerinde yer aldığı High Fidelity adlı komedi-dram tarzındaki filmde oynadığı Barry adlı müzik dükkanı çalışanı rolü, Black’e şöhretin kapılarını araladı.

2003 yılında gösterime giren ve de Jack Black’in senaryo yazımına yardım ettiği School of Rock (Rock Okulu), başarılı oyuncunun başrollerinde yer aldığı ilk sinema filmi oldu. Bu filmde canlandırdığı Dewey Finn karakteri ile MTV Film Ödülleri’nde En İyi Komedi Performansı ödülünü kazanan Black, 2005 yılında King Kong, 2006 yılında ise Nacho Libre adlı filmlerde başrolde yer aldı.

Kyle Gass ile beraber kurduğu müzik grubu Tenacious D’den yola çıkarak hazırladığı, senaryosunu ve de prodiksiyonunu kendisinin yaptığı Pick of Destiny, Black’in en başarılı filmlerinden birisi oldu. School of Rock’ta olduğu gibi bu filmdeki şarkıların da bir kısmını Kyle Gass ile beraber yazıp seslendiren başarılı oyuncu, 2006 yılında gösterime giren bu müzikal komedi filmde Ronnie James Dio ve Meat Loaf gibi efsanevi müzisyenlerle beraber çalışma fırsatını buldu.

Sinema oyunculuğunun yanı sıra seslendirme işinde de çalışan Black, 2002 yılında Ice Age, 2004 yılında Shark Tale ve 2008 yılında Kung Fu Panda adlı sinema filmleri ve de 2000 yılından sonra piyasaya sürülmüş olan bir dizi bilgisayar oyununu seslendirdi.

Oyunculuğunun yanı sıra müzisyen kimliği ile de tanınan Jack Black, 1994 yılında arkadaşı Kyle Gass ile beraber kurduğu rock grubu Tenacious D. ile beraber müzik yapmaya devam etmektedir. Pick Of Destiny adlı sinema filminin de temelinde bulunan bu grupla beraber iki albüm çıkartan Black, ünlü bilgisayar oyunları Guitar Hero ve Rock Band’de de grubuyla beraber yer aldı.

2006 caz basisti Charlie Haden’in kızı Tanya Haden ile evlenen Black, bu evliliğinden Samuel ve Thomas adlı iki erkek çocuğuna sahiptir.

Jack Daniel Hayatı, Biyografisi, Kimdir

22 Temmuz 2011 Yazan admin  
Kategori Biyografi

Jasper Newton Jack Daniel, 1850 yılında Kuzey California, Tennessee’de dünyaya geldi. (Kentte çıkan bir yangında hükümet binasındaki kayıtlar zarar gördüğünden ve Jack Daniel ile annesinin mezar taşlarında yazan tarihler birbiriyle çelişkili olduğundan, doğum tarihi kesin olarak bilinememektedir. Kesin olarak bilinen tek şey Eylül ayında doğmuş olduğudur.)12 kardeşi olan Jack Daniel küçük yaşta annesini kaybetti ve 7 yaşında Dan Call ailesinin yanında çalışmaya başlamadan önce, bir aile dostları tarafından yetiştirildi. Lutherci bir vaiz olan Call’un Louse River’da bir viski imalathanesi de vardı.

Sonraki birkaç yıl içersinde Jack Daniel, Dan Call’dan viski üretimi hakkındaki her şeyi öğrendi ve 1863 yılının eylül ayında, alkollü içki satmak yerine insan ruhunu yüceltme arzusunun artan baskısına dayanamayan Call, viski imalathanesini o sırada 13 yaşında olan Daniel’a sattı.

Jack Daniel da tıpkı Dan Call gibi taze viskinin akça ağaç kömürüyle damıtılarak yumuşatılması gerektiğine inanıyordu; aslında bu işlem sıkça kullanılmakta olmasına rağmen, zaman ve maliyet açısından getirdiği yük nedeniyle diğer viski üreticileri tarafından giderek daha az kullanılmaya başlanmıştı. Ancak Jack Daniel, vazgeçilmez olduğuna inandığı kömürde yumuşatma işlemini geliştirerek 1866 yılında kusursuz hale getirdi (Odun kömüründe yumuşatma, Jack Daniel’s viskisinde olduğu gibi Tennessee viskisi yapımında da kullanılan bir işlemdir. İşlem, yeni yapılan viskinin yaklaşık 3 metrelik akça ağaç kömürüyle sımsıkı kaplanmış dev konteynerlerden yavaşça damlatılmasını içermektedir. 10 gün süren bu işlemin sonunda, viski kömür özünü emer ve içki, rafine hale gelerek farklı bir tat ve kokuya sahip olur). Hükümetin vergi koyacağını tahmin eden Jack Daniel, 1866 yılında damıtım evini yasal olarak tescil ettirdi. Kendisi bu işlemi yaptıran ilk üreticiydi. Böylece Tennessee’nin küçük bir kasabası olan Moore County’nin ortasındaki Lynchburg’da yer alan damıtım evi de ülkenin en eski kayıtlı damıtım evi sıfatını kazandı.

Jack Daniel aynı yıl; mısır, çavdar, arpa maltı ve bütün bir yıl boyunca sabit 26,41 C derecede akan demirsiz suyla ürettiği viskiyi, ilk olarak mantar tıpalı toprak sürahilerde şişeledi. Viskisini diğerlerinden ayırmak için, sürahilerin üzerine adını basan Daniel, 1870′lerin sonlarına doğru cam şişelerin çok rağbet görmeye başlamasıyla üzerine damıtım evinin adının kabartma olarak işlendiği, standart, yuvarlak, bir cam şişe geliştirdi. Kömürde yumuşatılmış viskisi farklı olduğu için, viskisini koyduğu şişenin de farklı olması gerektiğine inanıyordu. 1895 yılında, Illinois Alton Cam Şirketi’nden bir satıcının, kendisine yivle süslenmiş bir boynu olan, köşeli, yeni ve hiç kimsenin kullanmadığı bir şişe tasarımı göstermesiyle, Jack Daniel’s köşeli şişelerde pazarlanmaya başlamış oldu.

1904 yılında Jack Daniel, Old No. 7 Tennessee viskisiyle St. Louis, Missouri’de yapılan Dünya Fuarı’na katıldı. Dünyanın her tarafından katılan 20 viski arasından, dünyanın en iyi viskisiseçildi ve altın madalya ile ödüllendirildi. Bununla birlikte, 1866 yılından bu yana hiç değişmeyen etiketiyle Jack Daniel’s, yedi altın madalya kazandı (1905, ABD dışında kazanılan ilk altın madalya, Belçika – 1913, Belçika – 1914, Anglo-Amerikan Fuarı, Londra – 1915, Hijyen Enstitüsü Sertifikası, Londra – 1954, Mükemmellik Yıldızı ödülü, Belçika – 1981, Amsterdam’da verilen palmiye yapraklı altın madalya).

Boyu sadece 158 cm olan Jack Daniel, 21. yaş gününü kutlamak için şehre alışverişe gittiğinde, dizlerine kadar inen resmi bir frak ve geniş kenarlı bir çiftçi şapkasıyla döndü. Bu kıyafeti, ömrünün sonuna kadar giyeceği günlük üniforması haline gelen Jack Daniel, bir kere herhangi bir şeyi kendi istediği biçimde belirleyince, onu bir daha hiç değiştirmezdi ( ki bu giysiler de onun için söylenen bu görüşü destekliyor).

Evlenmeyen ve hiç çocuğu olmayan Jack Daniel, damıtım evini yeğeni Lem Motlow’a bıraktı. 1887 yılında Jack Daniel’ın yanında çalışmaya başlayan Motlow, damıtım evinin 29 yıl süren içki yasağı yıllarında da ayakta kalmasını sağladı ve tekrar üretime başladığı 1944 yılında, Lem Motlow’un adı Jack Daniel’s etiketine eklendi.

1905 yılında, Jack Daniel bir sabah erkenden işe geldi ve ofisindeki kasayı açmaya çalıştı. Kasanın şifresini hatırlayamayan ve kızgınlıkla kasayı tekmelemeye başlayan Daniel, sert bir darbeyle vurunca ayak parmağını kırdı ve hemen sonra kaptığı enfeksiyon sonucu 1911 yılında, kan zehirlenmesinden hayatını kaybetti. Lynchburg’a gömülen Jack Daniel’ın mezar taşının yanında, ölümünün ardından matem tutan çok sayıda hanım için yerleştirilen iki sandalye bulunuyor.

Jack Davenport Hayatı, Biyografisi, Kimdir

22 Temmuz 2011 Yazan admin  
Kategori Biyografi

Jack Davenport, 1 Mart 1973 tarihinde, her ikisi de tanınmış sinema oyuncuları olan Nigel Davenport ve Maria Aitken çiftinin oğlu olarak, Suffolk, İngiltere’de dünyaya geldi. Hayatının ilk yıllarını ailesi ile beraber Ibiza’da geçiren Davenport, henüz yedi yaşındayken anne babasının boşanması üzerine yatılı bir okul olan Dragon School’a yazdırıldı. İlköğretimini tamamladıktan sonra Cheltenham College’i bitiren Davenport, British American Drama Academy’de drama ve oyunculuk eğitimi aldı.

Cheltenham College’da okuduğu sırada tanıştığı bir yönetmenin yönlendirmesi ile oyunculuğa başlayan Davenport, ilk olarak Hamlet’in canlandırıldığı tiyatro oyunlarında rol aldı. Liseyi bitirdikten sonra, East Anglia Üniversitesi’ne yazıldı ve burada okurken, annesinin tavsiyesi üzerine Fierce Creatures (1997) adlı sinema filminde rol aldı. Fierce Creatures’ın çekimleri sırasında tanıştığı bir sinema ajentası aracılığı ile, ünlü İngiliz drama dizisi This Life’ın kadrosunda kendisine yer edindi. Davenport, This Life’da Miles Stewart karakterini canlandırdı.

1998 yılında, Channel 4 için çekilen korku-drama serisi Ultraviolet’in başrolünde oynayan Jack Davenport, 2000 yılında, kendisine uluslararası ünü getirecek olan T.V. serisi Coupling’de yer aldı. Ünlü İngiliz komedyen Steven Moffat tarafında yazılan Coupling, 2000-2004 yılları arasında, dört sezon süresince, İngiliz BBC kanalında yayınlandı. Jack Davenport’un, Steve Taylor adlı ana karakteri canlandırdığı komedi dizisi, uluslararası bir başarı kazandı ve Amerikan, Yunan uyarlamaları yapıldı.

Jack Davenport, ilk filmi 2003 yılında yayınlanan Karayip Korsanları serisinin bütün filmlerinde, Commodore Norrington adlı karakteri canlandırdı. Serinin ilk filmi Pirates of the Caribbean: The Curse of the Black Pearl 2003 yılında, Pirates of the Caribbean: Dead Man’s Chest 2006 yılında ve son film olan Pirates of the Caribbean: At World’s End 2007 yılında vizyona girdi ve üç filmde büyük bir ticari başarı kazandı.

2008 yılında, ABC kanalında yayınlanan ve de Robert J. Sawyer’ın 1999 tarihli aynı adı taşıyan kitabından uyarlanan bilimkurgu dizisi FlashForward’ın kadrosuna katılan Jack Davenport, dizide Dr. Lloyd Simcoe adındaki baş karakteri canlandırdı.

Jack Davenport, 1 Mayıs 2000 tarihinden bu yana oyuncu Michelle Gomez ile evlidir.

Jackie Chan Hayatı, Biyografisi, Kimdir

22 Temmuz 2011 Yazan admin  
Kategori Biyografi

Jackie Chan (ya da doğum adıyla Chan Kong Sang), 7 Mart 1954 tarihinde, Charles ve Lee Lee Chan çiftinin oğlu olarak Victoria Peak, Hong Kong’da dünyaya geldi. Ailesinin Fransız Başkonsolosluğu’nda çalışması nedeniyle hayatının ilk beş yılını konsolosluk sınırlarında geçiren Chan, Nah-Hwa İlkokulu’nda bir yıl eğitim gördükten sonra başarısızlığı nedeniyle bu okuldan ayrılmak zorunda kaldı.

1960 yılında, babasının iş nedeniyle Avustralya’ya seyahat etmesi nedeniyle China Drama Academy adını taşıyan yatılı bir okula gönderilen Chan, bu okulda geçirdiği zaman dilimi içerisinde akrobasi ve dövüş sanatları eğitimi aldı ve okulun en başarılı öğrencileriyle beraber bir gösteri grubu olan Seven Little Fortunes’u kurdu.

İlk sinema deneyimini, henüz sekiz yaşındayken rol aldığı Big and Little Wong Tin Bar ile yaşayan Chan, bir süre aksiyon filmlerinde ufak rollerde sahne aldıktan sonra, 17 yaşındayken Bruce Lee’nin de rol aldığı Enter the Dragon adlı sinema filminde dublör olarak çalıştı. Rol aldığı ilk dönem filmlerinin gişede başarı gösterememesi üzerine, 1975 yılında, 21 yaşındayken All in the Family adını taşıyan bir erotik/romantik komedi filminde rol aldı; bu film aynı zamanda oyuncunun içerisinde dövüş sahnesi barındırmayan ilk ve tek filmi olarak tarihte yerini aldı.

1976 yılında, Hong Kong’lu film yapımcısı Willie Chan’den aldığı bir film teklifi hayatını değiştirdi. Hand of Death adını taşıyan ve de gişede başarılı olamayan bu film, sanatçıya ileride başarılı olacak pek çok yapımın kapısını açmış oldu. Chan’in büyük bir gişe başarısı kazanan ilk filmi, 1978 tarihini taşıyan Snake in the Eagle’s Shadow oldu. Yönetmen Yuen Woo Ping’in sanatçıya kendi stilini bulması ve başkalarının izinden gitmemesi yönündeki öğüdü ile hareket eden ve bir sonraki filmi Drunken Master’da tamamen kendisinin oluşturduğu dövüş stili ile izleyicilerin karşısına çıkan Chan, seyirciler tarafından büyük bir beğeni ile karşılandı.

1980’li yılların ortalarından itibaren Holywood sinemasına taşınan ve uluslararası bir star olan Jackie Chan, toplam yüzün üzerinde başarılı filmde rol aldı. Tehlikeli sahnelerde dublör kullanmaması ve bütün zorlu hareketleri kendisinin yapması, onu hayranlarının gözünde daha da yüceltirken, son yıllarda rol aldığı bilgisayar efekti destekli fantastik filmler The Forbiden Kingdom ve The Myth, başarılı oyuncuya dövüş sanatlarındaki kalibiyeti ile bilgisayar efektlerini birleştirerek izleyenleri şaşkına düşürecek görsel şölenler yaratma fırsatı verdi.

Oyunculuğunun yanı sıra şarkıcı olarak da tanınan Chan, 1980-2010 yılları arasında Çince, Japonca, İngilizce ve Tayvan dillerinde olmak üzere toplam 20 albüm kaydetti ve rol aldığı filmlerin bazılarında kendi yaptığı müzikleri kullandı.

1982 yılında Lin Feng-Jiao adlı Tayvan’lı sinema oyuncusu ile evlenen Chan, bu evliliğinden Jaycee Chan adlı bir erkek çocuk sahibi oldu.

Janis Joplin Hayatı, Biyografisi, Kimdir

22 Temmuz 2011 Yazan admin  
Kategori Biyografi

 Ocak 1943 tarihinde Port Arthur, Teksas’ta, çalışan bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Bir rafineri kasabasında büyüyen Janis, yeni tanıştığı herkes tarafından sıradışı biri olarak nitelenirdi. Gençlik yıllarında sanatçı kişiliğini farkeden ailesi, onu bu alanda kendini geliştirmesi için teşvik etti. 14 yaşına geldiğinde toplum tarafından sıradışılığı yüzünden dışlanmaya başlayan Janis, kendini müziğin ve sanatın içinde gizlemeye karar verdi. 18 yaşına geldiğinde, Teksas’taki birçok yerel klüpte sahne almaya başladı. Daha sonraları blues müziğine olan ilgisinin tükendiğini düşünerek, Lamar State College of Technology’e girdi. 1963 yılında okulunu bıraktı ve müzik kariyeri üzerine yoğunlaşmaya karar verdi.

1963 yılında otostopla geldiği California Dreamin’da hippi hareketine dahil oldu. Kısa zaman içinde San Francisco ve Venice Plajı’ndaki kafe ve klüplerin ayrıcalıklı bir müdavimi haline geldi. California’da geçirdiği iki yılın ardından kontrolünü büyük oranda kaybeden Janis, alkol ve amfetamin kullanmaya başladı. Bu gidişe dur demek için Port Arthur’a geri dönerek, ayrıldığı okuluna yeniden kaydoldu. Okulunda çok başarılı olmasına rağmen, bu doğrultuda gelişmekte olan hayatından hiçbir zaman memnuniyet duymadı.

Janis, küçük kasaba yaşamına ayak uyduramayacağını anlar anlamaz California’ya geri döndü. Burada, arkadaşı ve menejeri olan Chet Holmes tarafından Big Brother and the Holding Company adlı bir gruba solist olması için önerildi. Bu grupla çalışmaya başlayan Janis, 1967 yılında sahne aldıkları Monterey Uluslararası Pop Festivali’nde, bir blues klasiği olan “Ball and Chain” ile izleyenleri büyüleyerek, grubun ilgi odağı olmasını sağladı. Bu performans sonrasında aldıkları albüm teklifini geri çevirmeyen grup, 1968 yılında ilk albümünü yayınladı.

1968 yılında, grubun menejerliğini üstlenen Albert Grossman, Columbia Records plak şirketiyle bir anlaşma imzalamayı başardı ve aynı yıl grubun “Cheap Thrills” albümü bu şirketin etiketi ile yayınlandı. Bu albümde, “Piece of My Heart”, “Ball and Chain” ve “Turtle Blues” gibi klasikleşmiş blues şarkılarının canlı versyonları da yer almaktaydı. Bu albümün başarısı sayesinde sekiz hafta boyunca listelerde üst sıralarda kalmayı başaran grubun adı artık “Janis Joplin with Big Brother and the Holding Company” olarak anılmaya başladı.

Arka arkaya gelen büyük başarılar, grubun uyuşturucu ve alkolle olan bağını daha da arttırdı, sıklıkla pahalı uyuşturucularla yapılan alemler grubun performansını ve iş ilişkilerini kötü yönde etkiledi. 1968′in sonunda, Big Brother and the Holding Company son bir performans gerçekleştirdikten sonra dağıldı.

Sonraki sene kariyerine tek başına devam etme kararı alan Joplin, 1969 yılının Haziran ayında gerçekleştirilen Woodstock festivalinde sahne alarak yeniden büyük bir beğeni toplamayı başardı. Blues’un yanında caz müziğine de herzaman ilgi duymuş olan Joplin, aynı yıl “The Cozmic Blues Band” i kurdu ve “I Got Dem Ol’ Kozmic Blues Again Mama!” albümünü yayınladı.

Kazandığı başarılarla birlikte artan stresini bastırmak isteyen Joplin, eroin kullanmaya başladı ve kullandığı diğer uyuşturucuların ve alkolün miktarını gün geçtikçe arttırdı. 1969 yılının sonunda bu gidişatının doğru olmadığını farkederek tüm bağımlılıklarına son verdi ve yeni bir başlangıç yapmak için “The Full Tilt Boogie Band” adlı grubu kurdu.

1969 yılında, “Pearl” albümün kayıtları için stüdyo çalışmalarına başladı ancak, ihtiyaç duyduğu ilhamı bulmak için yeniden eroine başvurdu. 4 Ekim 1979 günü, henüz 27 yaşındayken, Los Angeles’taki Landmark Motor Hotel’de aşırı dozda eroin yüzünden hayatını kaybetti.

Ölümünün ardından yayınlanan albümünde yer alan “Me and Bobby McGee” ve “Mercedes Benz” gibi şarkıları ile haftalarca listelerde üst sıralarda yer aldı.

Janis Joplin, yaşadığı zamanda olduğu gibi günümüzde de, gelmiş geçmiş en iyi kadın blues şarkıcılarından biri olarak kabul edilmektedir.

Sonraki yazılar »


Chat Chat
Zirve100 Toplist